ŞİİRLİ CUMALAR

Bir kaç aydır sessiz sedasız ve donkişotvari bir proje yürütüyorum. Proje deyince, aklınıza bütçesi, personeli, stratejik planı, yıllık ve beş yıllık hedefleri olan kalın klasörlü çalışmalar gelmesin, söyledim işte, donkişotvari bir mini proje. Projenin adı da içeriği de aynı, ŞİİRLİ CUMALAR. Şiiri severim, öyle şiir kitabını elime alıp ilk şiirden sonuncuya okuyabilen çalışkan şiir okuyucusu değilsem de, sevdiğim şairlerin sayısı az değildir. Hele bazı dizeler vardır ki, sanki mıhlanmıştır gönlüme:

Güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir âyinde;
Sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
Eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
Ürperip uzaklaşan dalgalar, sıra sıra.

Bildiniz değil mi, Arthur Rimbaud’un Sarhoş Gemi şiirinden bir kaç dize, hem de Sabahattin Eyüboğlu çevirisi ile.

Şiiri ve cumayı el ele tutuşturup meydana salmak  projemin ana fikrini oluşturuyor. Biliyorum, “cık” diyeceksiniz, “bizim memlekette tutmaz”  diyeceksiniz. Ama bakın, kör şaire Emine İşler’in dizelerine bir kulak kabartın.

“Zaman dokunulmazlığını ilan etmişken saatlerde,
Umut doludur tik takları akreple yelkovanın bile.”

53 yaşındayım ve 30 yıldır hayatımı kazanmak için çalışıyorum, ayıptır söylemesi tıp doktoruyum. İstesem de istemesem de toplumun her kesiminden insanlarla iç içe çalışıyorum. Ama son yıllarda bir haller oldu yakın çevremdeki ve yaşadığım/çalıştığım bölgenin insanlarına. Her cuma günü, cep telefonum, “hayırlı cumalar” dileyen, yanına da sakızların içinden çıkmışı andıran manilerle, mesajlarla dolmaya başladı. Bir de güzel ve şiirsel olsa mesajlar, “hadi neyse” diyerek, belki sineye çekeceğim. Cuma sabahları gazete aldığım büfedeki asık yüzlü adam, gevrek aldığım İngiliz lordu görünümlü fırıncı, hayatımı kazanmak için gittiğim iş yerindeki arkadaşlarım önceden aralarında sözleşmiş gibi “hayırlı cumalar” dilemeye başladılar.  Aylar ve yıllar geçtikçe kulağım alışır diyordum, alışmadı. Oysa iki gün üst üste sabah kahvaltısında boyoz yesem, üçüncü gün ellerim titrer boyoz yokluğunda, o derece çabuk alışırım her şeye. Hani ya, Orhan Veli’nin “havalara” bahane ettiği alışmaları gibi.

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Oysa bir zararı da yok bana, hayırlı mı hayırlı, cuma mı, cuma.  Zamanla sosyal medyayı da sardı “hayırlı cuma” selamı. Üstelik “yok artık, o demez” dediğim arkadaşlarım bile dillerine dolamışlardı “hayırlı cumalar” selamını. Bakıyorum, cumartesi akşamı en sıkı solcu, daha soluna girmeye mümkünü yok izin vermez, cuma sabahında “hayırlı cumalar”. Oysa Ece Ayhan daha yıllar önce tek bir şiir dizesiyle bunların defterini dürüvermişti:

“Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim”

Uzaylıların istilasından şüphelendim önce, insanların beyinlerini ele geçiriyorlardı, “cumalarını bir hayr edelim, devamı gelir” diyorlardı; ama ışık yıllarını aşıp gelen bir zekanın bu kadar kofti bir projeyle uğraşmayacağına kanaat getirdim.  Anlaşılan muhafazakarlaşıyorduk, “yok canım, biz hep böyleydik” diyerek kendimizi kandırmanın anlamı yok, muhafazakar ve şiirsiz bir toplum olma yolundayız. Büyük Rus şairi Voznosenski bizim halimizi görmemiş, düşünmemiştir şüphesiz, ama sanki şiirsizler için yazmıştır şu dizeleri:

“Yaşam bir bitki değilse aslında,
Neden dilimliyor, parçalıyor insanlar onu”

Muhaliflik içime mi işlemiş bilemem, ama bir şeyler yapmalıydım, üstelik “hayırlı cumacı” arkadaşlarımı kırmadan, gücendirmeden. İşte böyle doğdu ŞİİRLİ CUMALAR projesi. Artık cuma sabahları sosyal medyayı şiirle selamlıyorum. Şimdilik, sabahları gevrek aldığım İngiliz lordu görünümlü fırıncıyı, asık suratlı gazeteciyi “ŞİİRLİ CUMALAR” diye selamlayacak cesaretim yok, ama sosyal medyanın klavye arkasından konuşabilme özgürlüğü ile sürdürüyorum projemi. Her hafta bir şair ve bir şiir tanıtıyorum sosyal medya sayfalarımda. Yorum da , yoruma şiir döşenmek de serbest. Twitter dünyasının 140 karakteri şiire küçük geliyor ama facebook arkadaşlarım giderek alıştı ŞİİRLİ CUMALAR selamıma. Sizleri de beklerim, ŞİİRLİ CUMALAR diliyorum.

KAYNAKLAR
1-Ahmet Necdet, Fransız Şiir Antolojisi, Adam Yayınları.
2-Emine İşler, Benim Adım Güz, Sokak Kitapları.
3-Orhan Veli Kanık, Bütün Şiirleri, Yapı Kredi Yayınları.
4- Ece Ayhan, Bütün Yort Savul’lar, Yapı Kredi Yayınları.
5- Andrey Voznosenski, Oza, Opus Yayınları.

Yazar: Doğan Alpaslan Demir

1961 doğumlu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu tıp doktoru. Uzun yıllar sağlık teşkilatı ve sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptı. Halen yazar olarak çalışıyor. E kitap olarak yayınlanmış beş kitabı bulunuyor.

“ŞİİRLİ CUMALAR” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s