EKRANLAR ARASINDAN ÇIKIŞ

Niye 2500 yıllık bir geçmişe sahip bir oyunu tanıtarak bu yazıya başladığımı anlamakta zorluk çekebilirsiniz, son paragraf, hatta son cümleye kadar bekleyin. Dünya’nın en eski oyunu GO, ülkemize çok geç girdiği gibi, bugün bile yeterli tanınmışlık ve yaygınlığa sahip değil. GO, Çin kökenli, Uzakdoğu ülkelerinde çok yaygın olarak oynanan bir strateji oyunu, 19×19 boyutlarında bir tahta üzerinde oynanıyor. “Satranç gibi bir oyun” diyerek ikisini birbirine benzetenlere kötü bir haberim var, hemen hiç benzerlikleri yok. Gelişmiş satranç bilgisayarları, günümüzde satranç şampiyonlarını yenebiliyor veya beraberlik sağlayabiliyorlar. Oysa bu konudaki tüm çalışmalara rağmen bilgisayarlar ortalama bir GO oyuncusunu yenebilir durumda değil.  Analitik bir zeka gerektiren satranç, beynin bir yarıküresini kullanır, GO oyunu ise sezgisel, duygusal yeteneklere de gereksinim duyar ve bu nedenle beynin her iki yarıküresi de aktiftir. Biraz abartacağım, kimse de üstüne alınmasın ama bilgisayar oyunlarının çoğu beyne bile ihtiyaç duymadığından omurilik yeterlidir, çünkü bu oyunların büyük çoğunluğu el göz refleksleriyle oynanır. Daha çok çalışan, çalıştırılan organların daha yüksek becerilere sahip olduğu bir gerçek, bu yüzden çocukluk yaşlarından itibaren GO oynayarak yetişen çocukların daha yüksek analitik zeka, rekabete açık pozitif kişilik özellikleri ve sağlam ruhsal yapıya sahip olacaklarını öngörmek büyücülük sayılmaz. GO oyunu kadar olmasa da satranç da benzeri yetilerin gelişmesini destekler.

Biraz can sıkıcı ve didaktik bir giriş yaptım, biliyorum, nerede kalmıştık,  ekranlar arasında sıkışan çocuklar ve bu sıkışmanın sonunda erken büyüyen ve nesli tükenen çocuklardan konuşuyorduk. Eğer okumadıysanız bu yazıdan önceki “NESLİ TÜKENEN ÇOCUKLAR” ve “EKRANLAR ARASINA SIKIŞAN ÇOCUKLAR” başlıklı yazılarımı okumanızı öneririm.

Çocuklar özellikle yaz aylarında günün büyük bir kısmını ekran başında ve ekranlar arasında geçiriyor. Çocuklara    “Bilgisayarın başından kalk artık” demenin tek bir sonucu olabilir, kalkacak ve televizyonun ya da cep telefonunun ekranı başına geçecektir, tümünden kaldırsanız sudan çıkmış balığa dönecek, alternatif sunamıyorsanız, üzgünüm ama boşuna çaba, hem kendinizi hem de çocuğu hırpalamaktan başka bir işe yaramıyor… Demek ki ekranların dışından etkinlik alanları sunmak zorundayız. “Hafta sonu denize gidiyoruz, ara sıra da havuza götürüyoruz” diyerek olmuyor, çocuğun rekabet duygusunu tadacağı, aidiyet duygusunu geliştireceği ekip ve organizasyonların içinde olmasını sağlamalıyız. Çocukların ekranlar arasından çıkışı için ailelerin mutlaka kurumsal desteğe yani yerel yönetimlerin ve sivil toplum örgütlerinin etkin, yaygın ve profesyonel nitelikte hizmet ağlarına gereksinimleri var. Yerel yönetimler son yıllarda çocuklara ve gençlere yönelik olarak giderek daha çok sayıda spor, kültür, sosyal hizmet etkinlikleri sunuyor. Zaten sunmayan, sunamayanların siyasi çöküşleri çok hızlı oluyor, bakınız yerel seçim sonuçları. Yani “belediyeler hiç bir şey yapmıyorlar” demek pek çok belediye için haksızlık olacaktır. Tam bu noktada bir problemimiz var,  “ne yapıyorlar” sorusundan daha önemli ve kapsamlı bir soru önümüzde duruyor, “nasıl yapıyorlar !”

Pek çok belediye yaz aylarında yüzme, İngilizce, basketbol, futbol, voleybol, satranç, resim, müzik aleti çalma vb. kurslar düzenliyor, kimisi az kimisi çok. Kentlerde bu kurslara ihtiyacı olan çocuk nüfusunun ne kadarına hizmet verilebildiği sorusu bir yana, bu kursların nasıl verildiği büyük önem taşıyor. Kurs mekanlarının fiziksel koşulları, semt ve mahalle bazında yaygınlaşıp yaygınlaşmadığı, kursların disiplinler arası bir koordinasyon sağlanarak yaz okulu konsepti şeklinde geliştirilip geliştirilmediği,  servis ve yemek konusunda ne tür tedbirler alındığı çok net olarak tanımlanmak ve kamuoyuyla paylaşılmak zorunda. Ama mahalli idarelerin bu tür sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerinin en can alıcı sorusu şudur: Bu tür eğitim faaliyetleri hangi niteliklere sahip eğitimciler tarafından veriliyor. Korkarım bu sorunun cevabı çok acı, eğitimci adı altında görev verilen kişilerin tamamına yakını falanca partilinin, meclis üyesinin, bürokratın ehil olmayan yakınlarından oluşuyor. Lisede satranç turnuvasında birinci olmak satranç öğretmenliğine yetmediği gibi düğünlerde, barlarda gitar çalarak gitar öğretmenliği olmuyor, olmamalı. Çoook yıllar önce felan feşmekan belediyesinin eskrim kursunda, öğretmeni bir elinde flöre diğer elinde sigara ile ders verirken yakalamıştım, hala onun adına ben utanırım. “Alt tarafı 10 yaşındaki çocuklara satranç öğretecek” diye söze başlarsanız, 28 yıl önce küçük bir köyde sağlık ocağı hekimliği yaparken, küçücük bir ortaokulun satranç öğretmenliğini gönüllü olarak yapabilmek için üniversite diplomamı ve satranç turnuvalarında aldığım dereceleri okul idaresine verdiğimi söylemek zorunda kalırım. “Lisede iyi tiyatro oynardı, üniversiteyi kazanamayınca belediyede tiyatro öğretmeni olarak işe soktuk” denilince içim burulur, hele hele, önce işe alıp sonra da o kişilere uygun kurslar açılmıyor mu, acı üstüne acı. “GELECEK BUGÜNÜN İÇİNDE SAKLIDIR” başlıklı bir köşe yazım var, okuyun lütfen, çok üzülerek söylemek zorundayım, belediyeleri bu şekilde yöneten bir anlayış, iktidara geldiğinde ülkeyi de aynı şekilde yönetir.

Anlaşıldı sanırım, çuvala tepecek kadar paranız yoksa, yerel yönetimlerin ücretsiz veya çok cüzi ücretli yaz okullarına, kurslarına çocuklarımızı emanet edeceğiz, edeceğiz ama peşini de bırakmayacağız, çocuğumuzu hangi eğitim becerilerine, formasyonuna, öğretim düzeyine sahip eğitmenlere bıraktığımızı inceleyecek ve denetleyeceğiz. Ebeveynler için üç alan öneriyorum, üç alandan en az ikisine çocuklarımızı  yönlendirmekte büyük yarar var.

SPOR: Bir hatta iki spor dalı öneririm.  İlk akla gelenler futbol, basketbol, voleybol ve yüzme. Ancak özellikle bilgisayardaki şiddet oyunlarını dengelemek için tekvando, okçuluk ve eskrim çok iyi seçenekler olabilir.

KÜLTÜR, SANAT: Resim yapma, müzik aleti çalma, tiyatro, dans, bale, halk oyunu vb. dallarından en az biri.

SATRANÇ VEYA GO: Yazımıza GO ile başladık, GO ile bitirelim.

“Savaşmak GO oyununda anahtar olarak değil, sadece en son çare olarak kullanılır.”   

 

Zhong- Pu Liu, 1078.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s