Aylık arşivler: Kasım 2014

SOSYAL MEDYADA ATATÜRK DİLİ

Televizyon muhabirleri gibi sokaktan geçen insanlara Ferdinand Macellan’ın kim olduğunu sorsam alacağım cevapları az çok tahmin edebiliyorum. Çocukluğundan beri külah yapılmış gazete kâğıtlarını bile okuyanlarla, günümüzün sıkı belgesel izleyicilerinin üç aşağı beş yukarı doğru cevabı vereceklerini sanıyorum. Yani onun önemli bir kâşif olduğunu, Atlas Okyanusu’nu aşarak Amerika’nın en güney ucundaki ve günümüzde Macellan’ın adını taşıyan boğazı geçtikten sonra adını sakin anlamına gelen “Pasifik” koyduğu Okyanusa ulaştığını bilenler az değildir. Yanlış olarak onun Dünya’nın çevresini dolaşan ilk kişi olduğunu söyleyenler de çıkacaktır. 1519 yılında yola çıktıktan üç yıl sonra 237 kişi ve 5 gemi ile çıktığı Dünya çevresindeki yolculuğunu bir gemi ve 18 arkadaşı tamamlamış olsa da bunların arasında Macellan yoktur. 1521 yılında Filipinler’in Mactan adasında yerlilerle yaptığı çatışmada öldürülmüştür. Adı günümüzde bir gökadaya da verilmiş olan, adına basılmış pullar ve heykeller ile hayli tanınmış bir kâşiftir Macellan. Oysa bu yolculuğun ismi çok az bilinen bir de “anti- kahramanı” bulunuyor; Mactan Adasında Macellan’la savaşan yerlilerin reisi olan Lapu Lapu. Macellan’ın yaşadığı 16. yüzyılda Francisco Vitoria isimli bir ilahiyatçı, De Indis adlı kitapçığında yerlilerin insan ile maymun arasında yer alan ve “Tanrı tarafından insanoğluna daha iyi hizmet etmek üzere yaratılmış olan” bir üçüncü hayvan türü olduklarını ileri sürmüştür. Birkaç asır önce ne tür bir yaratık olduğu tartışılan Mactan Adası yerli lideri Lapu Lapu, bugün Filipinler’in yerel sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Yaşadığı toprakları ve halkını, gözünü para ve şöhret hırsı bürümüş İspanyol istilacılara karşı savunan Lapu Lapu’nun Mactan Adasında bir de heykeli bulunuyor. Dünyanın en büyük kâşiflerinden biri olan Macellan ve emperyalist işgalcilere karşı duran Lapu Lapu; anlaşılan gerçeği bulmak her zaman göründüğü kadar kolay olmayabiliyor.

Geçtiğimiz günlerde Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümüydü. Hiç kuşkusuz 10 Kasım’ları günümüzde bir yas günü olarak değil, emperyalizme karşı bağımsızlık, hurafe yerine bilim, cemaate değil ulusa dayalı bir toplum düzeninin sembolik anlamlarını yeniden hatırlama, hatırlatma ve anma günü olarak görmek gerekiyor. Oysa son yıllarda Atatürk üzerine yapılan tartışmalar hem giderek sertleşmeye başlamış hem de nefret dilini besleyen bir kaynağa dönüşmüş durumda. Bu tartışmaların içeriğini ama özellikle dilini oldukça kaygı verici bulduğumu söylemek zorundayım. Bu yazıda sosyal medya kullanıcılarının yazdığı mesajları hiç değiştirmeden yayınlıyorum. Kullanıcıları gizledim ve sadece herkese açık olan mesajlarını kopyaladım ve italik yazı ile yapıştırdım. Tek yaptığım, bazı argo kelimeleri “….” işaretleri ile sansürlemek. İlginizi çektiyse buyurun, başlıyoruz.
Bu yılın 10 Kasım törenlerindeki en büyük fark Cumhurbaşkanı’nın köşkten yapılan hastalık mazeretine rağmen Anıtkabir’de yapılan törene katılması oldu. Törenin yapılmasından kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6.8 milyon takipçisi olan hesabından tören haber ve fotoğrafları yayınlandı. Bu habere yapılan yorumların önemli bir kısmı AKP’nin niyetleri konusunda bir fikir verse de resmi görüşüyle tam örtüşmüyor. Yorumların dayandığı temel argümanlar arasında bu törenleri putperestlik olarak görmek, yeni Osmanlıcılık ve basmakalıp dini kalıplar yer alıyor.
-ancak Allahin huzuruna saygi durusunda bulunmasi gerekir bir müslüman kulun onada namaz denir…sonra hz muhammed sav ve sonrada kurani kerimin onun disinda kimseye saygi durusu yapilmaz…
-Ata dediğin fatihayla anılır, sirenle değil.
-mezardakilerle ùlke yoneten tek ülke..trkye
-Ataput evet cok dogru bunca zaman zorla sevdirdiler bu yahudi tohumunu
-benim atam FATİHTİR..!
-müşrikler tanrılarına ibadete gittiler..aynen mekke müşrikleri gibi.
-bu mecburiyet kahredici!!!! ne zaman bitecek bu puta saygı duruşu.
-Bırakın bu boş işleri siren çalınca put gibi dikilmekmi anmak anacaksanız bi fatiha okuyun ruhuna bu siren zulmü ne zaman bitecek çocukları okul bahçelerinde rezil etmek nedir
-okdr seviyosanız bi fatiha okuyun ya nedir bu gavur avrupa modeli ..!
-anıtkabire harcanan paralar la yol su elektrik yapılsaydı
-Onunde saygiyla diz cokup degil etegini ayaginin altini dahi opecegim tek insan anamdan once Hz. Muhammed s.a.v. efendimizden baskasi olamaz!!!
Anıtkabir’e harcanan parayla yeni Cumhurbaşkanlığı sarayını kıyaslamaya yeltenen cılız bir ses ise şu mesajla susturuluyor:
-Melun herif, toprağın altına girenle hizmet edeni bir mi tutuyorsun…
Anıtkabir töreni için yapılan yorumlarda RTE’nin kendi taraftarlarının eleştirileri veya daha doğru bir deyişle sitemleri de var, ama nasıl:
-kanun çıkartsada bizide kendinide kurtarsa bu zulmetten, bu put perestlikten…
-Senin onu Sevmediğini biliyoruz uzun adam..
-seviyorum sizi ama anıtkabire gitmeseydiniz daha çok sevebilirdim
-usta’nın duruşundan hiç de hoşnut olmadığı belli oluyor 
-Foormelite icabı işte inşallah bunlarda geçecek
-sayın cumhurbaşkanım artık şu anıtkabir işini bi bıraksanda özüne dönsen daha bi severiz seni
-şuan varya tayyıp babam benı okadar buyuk bır hayal kırıklıgına ugrattınkı ne dıyeceyımı bılemmıyorum turkıyeyı kuzey kore benzettıler atalarına taptırıyorlar sende buna alet oldun ya sende bı pıs torenlere alet oldun ya yuhh yuhhh dıyorum .hastalanmıştın işte evınde duramadınmi sanki meçbursun ataputa gıtmeye.uzuntumden aglıyorum şuan
Yapılan yorumlardaki Atatürk düşmanlığı bir putperestlik eleştirisi gibi görünse de kendilerine yeni bir “put” bulmuş görünüyorlar.
-.unutulmayacak ve heykeli dikilicek.tek adam.bence RECEP TAYYÌP ERDOGAN.
-Belki senin anıtkabir gibi gösterişli bir mezarın olmuyacak usta ama, seninkinin içi güzel olacak Allahım seni cennetinde ağırlayacak inşallah zaten önemli olan dışının gösterişli olması değil içinin gösterişli ve güzel olması SENİ SEVİYORUM…
-birgün gelecek R.T.E o anıta gitmiyorum varmı sözü olan diyecek…inşaallah
10 Kasım günü iki milyon takipçisi olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Facebook sayfasındaki Atatürk konulu paylaşımı 24 bin kişi tarafından beğenilmiş. Yapılan yorumlar arasında dini temalı mesajların çokluğu çok dikkat çekiyor.
 mustafa kemal atatürkümüz huzuriçindeyatsın amin saygılarla
-Allah rahmet eylesin.hem zeki hem karizmatik hemde yakışıklıymış
-Atatürk olmasa şimdi İran gibi olurduk allahın lutfudur o bize nur içinde yatsin
-Atamızı saygı ve rahmetle anıyoruz.
-ALLAH SENDEN RAZI OLSUN ATAM SENDEN VE SİLAH ARKADAŞLRINDAN MEKANIN CENNET OLSUN NUR İÇİNDE YAT İNSAN UNUTULDUĞU ZAMAN ÖLÜR ATAM SENİ UNUTMAK MÜMKÜN MÜ……. ATAM SEN BİZİM KALBİMİZDESİN DAİMA …
-ATATÜRK olmsaydı ezan yerine kilise çanlarını dinlicektik. soyadımızda yorgi begoviç helga olucaktı hangi ülkenin sömürgesi olacaktık belli değil.
10 Kasım günü sosyal/dijital medyanın çok tartışılan konularından biri Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın “Saat 9’u 5 Geçiyordu Ben Ayağa Kalkmadım” başlıklı yazısı oldu. Yeni Akit ve benzeri yayın organlarındaki “aferinciler”  bile temkinliydi.
-VAY BE doğru bir iş yapmayı da bilir bu zat. Hayret doğrusu.
Hemen her kesimden gelen eleştirilerin başında “yine mi dönecek, dönüyor, döner” tarzında mesajlar bulunuyor.
-Arkadaşlar doğru bir iş yapmak istediğinden deil o an keyfine öyle gelmiştir onu yapmıştır… Çünkü bunların idealleri ve kavramları deişkendir.. Yarın öbür günde ayağa kalmayanlar haindir derse şaşırmayın
-Hala akit te yazma şansın var. Bu yapmacık değişimin ne kendini kandırmana yetmiyor işte. Bir yerde illaki açık veriyorsun.
Ahmet Hakan’ın 10 Kasım’da ayağa kalkmayışı ve bunu köşe yazısına taşıması ile en fanatik okurlarından bile oldukça tepki almış görünüyor. Ancak eleştirilerin büyük çoğunluğu yazarın kişiliği ile ilgili yorumlar içeriyor. Atatürk yazısı Ahmet Hakan’a oldukça okuyucu da kaybettirmiş görünüyor.
Ahmet Hakan, iyi yapmamışsın.kendini savunma,Orada bir fark yaratmak istemişin bir nevi egonu tatmin diyelim. Ben fanatik değilim ama artık seni okumamaya karar verdim.
-İyi halt ettin!! Kabahat sende değil, seni yetiştirenlerde! Bir insanı bu kadar şizofren yapmakla ne büyük günah işlemişler.
-Bana kalırsa ayağa kalkmaman yozluğunu ifade ediyor.
-Ahmet hakan sen kalkmadın ya atatürk küçülmedi ama sen küçüldün benim için
-Yahu bu zavllı yorum sayısına bakıp “beni bu kadar insan okuyor” diyerek Aydın Doğan’dan fazla maaş isteyecek.Malum bu tipler her fırsatı değerlendirir
-marifet yapmışsın Ahmet Hakan rte geçse kalkmam demişsin ama eminim kapısını bile açarsın.
-Ahmet Hakan sen mi ayağa kalkmadın… başkasınımı kasdediyorsun abuk zubuk bir yazı sen se…bu çok mu marifet…doğruysa…tipin modern ama kafan boş…
-Türkiye’nin başta gelen demagoji uzmanlarından olur kendisi. Okuyun. Sapla sapan, otla boT nasıl birbirine karıştırılır öğrenin
-aman dikkat et hakan chp liler kalkmadın diye “kafana sıkabilirler”.ileride iktidar olunca böyle yapacaklarını kendi ağızlarından duyduk.
İstanbul’da bir belediye otobüsü, arka sıralarda bir cep telefonu video kamerası yayında. 9’u 5 geçe sirenler çalmaya başlıyor, bir kadının yüksek sesle bağırışı duyuluyor: “Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk için ayağa kalkmayanların bir gün gelip kafasına sıkacağız.” Herkes ayağa kalkıyor. Uysal milletizdir vesselam. Video çok kısa bir süre sonra videoyu çeken ve muhtemelen belediye otobüsünde bu tehditkâr anonsu yapan kişi tarafından sosyal medyada yayınlanıyor. Deyim yerindeyse bir bomba etkisi yaratıyor. İlk saatlerde, paylaşımı yapan ve “eylemlerim devam edecek” diyen kadına büyük bir destek geliyor. Binlerce beğeni ve yüzlerce olumlu yorum geliyor. Ayağa kalkmayanların kafasına sıkacak olan kişi bir anda kahraman ilan edilecek neredeyse.
-ağzına sağlık senin. yobazlara anlayacağı dilden konuşacaksın. rahmetli İnönü ne güzel demiş “‎Hiçbir millet yoktur ki, içinde bizim kadar hain yetiştirsin “
-Adamlar fırsatı ilk bulduklarında bıçağı boğazımıza dayayacaklar, kimileri hala Polyannalık peşinde. Anlayacakları dilden, iyi söylemiş
-Evet birgün gelecek ATATÜRK e saygı gostermeyenlerin kafasına sikacaz
Saatler ilerledikçe tablo değişmeye ve “Kafasına sıkacağız” videosu hızla dini mesaj veren ve siyasal İslam’ı savunan sosyal medya sayfalarında paylaşılmaya başlıyor. “Atatürkçü” sosyal medya sayfaları arasında bu eyleme destek verenlerin bazıları bu paylaşımlarını siliyorlar. Az sayıda da olsa itidal çağrıları geliyor. Eylemcinin “aktrol” olduğu iddiaları yayılıyor.
-Ne demek “kafalarına sıkacağız”… Bu videonun Atatürkçülükle hiçbir ilgisi yok.
-Arkadaşlar bu video aktrollerin işi, atatürke saldırmak için özellikle çekmişler bu videoyu.
Mevcut iktidara yakın sosyal medya gruplarının mesajları oldukça sert, Atatürkçüler için “Kemalist faşist” tanımları yapılıyor. Şiddet ve tehdit mesajları tüyler ürpertici.
 -IŞİDÇİ/ESEDCİ KEMALİSTLER “KAFAYA SIKACAKMIŞ!”
Buyrun Seyredin seyredin de; Esedci/Kemalist fanatiklerin, hiçte Işid ve el- Kaide’den farkı olmadığını görün!
-Bu ucubeyaratıklar,aynı zamanda kemalizmin Suriye ayağı Esed/Baas çetesinin şebbihaları gibi..Onlar da Esed posterlerine zorla secde ettiriyorlar halkı..Kemalist yobazların Esed aşkı oradan geliyor..Diktatörler ve köleleri birbirinin aynı..
-sen ayagakalktinda ne oldu yillardir bu ülkede fasist bir ideolojinin varligini sürdüren o anlayisa nasil sahip cikabiliyor insanlar halen mantigim kabul etmiyor ,sizin o kurtulus savasi dediginiz tarih isgalci güclerle kemalizim arasinda ortak anlasmalarin neden halen kamuoyunda tartisilmammasi ,ne kadar yasakci ne kadar kati oldugunun bir kanitidir . neden kemalizme saygi ? cünkü halen insanlar üzerinde o baskici ve sindirme politikasi mevcut anlayisin devami degilmidir , ortadoguyu bu duruma getiren anlayis kemalizm degil ya nedir ,isgal baski zulüm politikasinin adidir kemalizm buna saygi gösterilmez onun icin saygiyi hak edenler kazanir fasist irkci katiller degil atatürk bunlardan biriydi ,Hitlerin ögretmeni atatürk iyiki geberdin
-bir tanemi delikanlı çıkmamış amk bi yumruk atmamış  sizin gö.nüz neki kafamıza sıkacaksınız kodumun ataistleri
-salklar da ayağa kalkıyor ya.. otobüste hemde… putperestlik bu..
Bu şiddet mesajlarına çok sayıda galiz cinsiyetçi küfürler eşlik ediyor. Eylemi yapan kişinin kadın olması eleştirileri bir siyaset pornosuna çevirmiş durumda.
-Seni am..a kodum seni o otobüste bi tane adam yokmu lan
-bu kızın celladı olmak isterdim
-Ulan senin gibi oro…nun biz de a..na sıkacaz
-amk kemalist çapulcu kahpesi
-yavşak or…u ben putlaştırdığınız için ayağa kalmam.insansan bir FATİHA okusaydın ulu öndere.bence dua ya ihtiyacı var.ayağa kalkmaya değil.kafalarına sıkılacak diye korkudan kalkanlarada yazıklar olsun
10 Kasım saat 9’u 5 geçe Yeni Akit Gazetesi’nin internet baskısı İslamcı yazar Kadir Mısırlıoğlu’nun “Onu Sevmeye Mecbur muyuz?” cümlesini manşetine taşıdı. Sosyal medya yeniden dalgalandı. “Atatürkçü” sosyal medya sayfalarında öfke vardı. Ancak aynı nefret ve cinsiyetçi dil bu sayfalara da egemen olmuştu. 
-Sizin sevginize ihtiyaci oldugunu kim söyledi yobaz köpekler .sevginin ne oldugunu bilmeyen kisilerin duygulari da kirlidir kalsin istemez onu sevenler var yeterince ve hepte olacak ,siz kendinize bakin  sakalli it sürüsü 
-Anası  bir  babası  yüzelli   olanlar  sevmesin
-Mecbursunuz çünkü o çirkin manşeti bile onun sayesinde yazabiliyorsun
-O olmasaydi anan bilinifdi amababan kim olurdu serefsiz
-Biz sizle yaşamaya mecbur muyuz serefsizler
-evet köpekler mecbursunuz size böyle yazma özgürlügünü  atatürk verdi
-eşşek gibi seveceksınızzzzzzzzzzzzzzzz
-EVET MECBURSUNUZ!Böyle hissedemiyorsanız İNSAN DEĞİLSİNİZ…
-onu sevmeyen ölsün.
-Sürtükler ve namussuzlar, asla mecbur değildirler.
-Mecbursunuz aq
-Ataturk senın ananı mı sıktı oırorspu evladı mısır piciiiiii ?? ataturk olmasa anayın bacaklarının bırı ingiliz bırıde yunanlıların omuzunda olup sabahlara kadar si.eceklerdi.. ataturk sızlere bunu yaşatmadıgı ıcın mı adama dusmanlık edıyorsunuz
Profilinde kırmızı fes giymiş bir fotoğrafı bulunan, “üstat” ünvanlı Mısırlıoğlu’nun 800.000 takipçisi olan sosyal medya sayfalarında ise Atatürk’e ve Atatürkçülere yönelik ağır eleştiriler küfür ve hakaretlerin eşliğinde sıralanıyor.
– Ağzına sağlık Üstad halen katileri diktatörleri savunan zihniyete böyle dik duruşundan dolayı
-Üstadimizdan Allah. Razı olsun ataput hakkında her zaman gerçekleri ve doğruyu bizlere gösterdigi için
-adam sevmiyorum diyor, hala düşüncelerini söylesin diyor lan sevmiyorum arkadaş nesini söyleyim
-Siz dogrulari yazdikca ataputun köpekleride böyle kudurucak 
-Görevini layıkıyla yaptı 5 milyon vatan toprağını imzayla sattı lozanda. . Ezanı dini yasakladı. . 620 bin kurtuluş gazisini dar ağaçlarda aştı. .filistini israile verdi .. israili ilk tanıyan ülke oldu agri da 15 bin dersinde 50 bin kurdu katletti daha napsin. Ha atası babası dedesi kuzeni sülalesi belli değil ama siz gene Atam diyin idare edin. . Adam arkolikmis sirozdan olmuş vatan toprakları 720 bine inmiş bosverin görmezden gelin
-Ebu cehilde ilim de ilerideydi ama Allahi tanimadigi icin ismini ebu cehil koydular yani cahil anlaminda Atatürkte ebu cehilde cehenneme birer odun olacak
– ittihat terakki nin devamıdır atatürk arkadaşlar bir araştırın bakalım ittihat terakkiyi kimler kurmuş gayrimüslimler bu gayrimüslimler kimlerden oluşuyordu onuda araştırın bu gayrimüslimler askere dahi alınmazdı bunlardır ABDÜLHAMİTHAN ı darbeyle indirenler bunu kadir bey söylemiyor tarih yazıyor tarihhhh yapmayın tarihimiz atatürkten ibaret değil tarihimiz HZ MUHAMMET S.A.V ibarettir
-atatürrk olmasaydı fransız olurdunuz diyenler, hani türkler savaşçı istiklal uğruna savaşan yiğit bir milletti, çin sarayını 40 kişiyle basan bizler, papaya aman dileten bizler, hindistanda mısırda devlet kuran bizler, malazgirtte bizansı yenen bizler , kosovada niboğlunda haçlıyı dağıtan bizler, m.kemal efendi olmasaydı gavura esir olacaktık, fransız olacaktık öylemi, o zaman o fransız atanızın söylediği, bir tük dünyaya bedeldir, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur, sözlerini çöpe atın, sizde ne asil kan, nede nede dünyaya bedel yiğitlik var, sizler işgale uğrar tecavüze uğrarsanız, atatürkü bekleyin o gelip sizi kurtarır,,,
-ne mutlu müslümanim diyene
-Yeryüzünün gelmis gecmis en alcak adamidir Atturk
Mustafa kemal Türk halkına ve islamiyete düşmandı !
Gözünüz körse ne yapalım !!!!
Ortalıyı yıktı giti !!!
-Atatürk’ü koruma Kanunu var bu ülkede hele onu bi kaldırın bakın daha ne pisliklerini göreceksiniz ve Atatürk’ün karısı yıllarca içimizde yaşadı hiç konuşmadı çünkü kadını yaşarken hapsettiler
-Ataturkten igreniyorum o bizim dinimizi satti eger oyle degilse neden bu ataturkceler bir musluman gibi yasamiyor tam ermeni bu ataturk dinimizin hep tam tersini yasatmis ulkemizi suratinda nur bile yok…
-Harf devrimi (harf darbesi) denilen safsatanın tek amacı vardı. Müslüman halk kuranı rahatça okuyamasın,atasının mezar taşını rahat okuyup anlayamasın ve alimlerin cahilleşmesini sağlamaktı.
Yazımı buraya kadar okuduysanız sizi tebrik etmek isterim, eminim hiç kolay olmamıştır. Şiddet, siyasi porno, nefretin her türlü lehçesi, cinsiyetçi galiz küfürler sabır taşlarının bile sınırlarını zorluyor; ancak üzülerek de olsa söylemek zorundayım, bunlardan ibaret değilsek de biz buyuz. Sosyal medyanın Atatürk üzerine yorumlarında pek çok taraf var, birbirlerini tümüyle ötekileştirmiş taraflar. Ancak aralarında şaşılacak kadar çok benzerlikler var: Eleştiriler görüşlere değil kişilerin karakterlerine yönelmiş, cinsel ilişki imalı ve kadını aşağılayan bazı kelimeler dilin doğal bağlaçlarına dönmüş, kelime yazım ve noktalama işaret hataları tahammül sınırlarını zorluyor, görüşler sığ, ileri sürülen deliller kulaktan dolma, fikirler takım tutar gibi savunuluyor. Dil hemen tümüyle erkek ve kabarmış hindi gibi kurumlanmak doğal karşılanır olmuş. Farklı görüşlere sahip olanların aynı dili hatta aynı tartışma argümanlarını kullanması çok dikkat çekici. Yazıma başlarken Macellan’a karşı savaşan yerlilerin lideri Lapu Lapu’nun Filipinler’de bir heykeli olduğunu yazmıştım. Ama bu heykelin bulunduğu meydanın bir özelliği daha var, aynı meydanda bir de Macellan heykeli bulunuyor. Lapu Lapu’nun ünlü “bir kâşifi katleden bir vahşi” olması onun emperyalizme karşı mücadele eden bir lider olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi Macellan’ın gözünü altın hırsı bürümüş bir istilacı olması onun dünyanın en büyük kâşiflerden biri olmasını engellememeli. Doğruların içinden daha doğruyu seçmek kıyıcı ve zalim olmayı gerektiriyorsa bundan kolayca vazgeçilebilir kanısındayım. Sanıyor ve umuyorum ki, nasıl bu noktaya geldiğimizi sorgulamak, nerelerde hata yaptığımızı gözden geçirmek için geç kalmamış ve rayından çıkmış bu çılgın treni yeni bir raya oturtmak için geç kalmamışızdır.

Kaynak:
1- Watson, Peter, Fikirler Tarihi, Yapı Kredi Yayınları, 2014
2- Hakan, Ahmet, Hürriyet Gazetesi, Saat 9’u Beş Geçiyordu Ben Ayağa Kalkmadım, 10.11.2014

 

BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN

Hababam Sınıfı filmini seyretmediğinize ihtimal vermediğim için doğrudan Mahmut Hoca ile başlıyorum, Hababam’ın deyişiyle Kel Mahmut. Münir Özkul tarafından başarıyla canlandırılmış, kendini eğitime ve öğrencilerine adamış mükemmel hatta mükemmel ötesi olarak betimlenmiş bir öğretmen ve okul idarecisidir Mahmut Hoca. Eğitimin ticarileşmesi karşısında öğrencilerin yanında durur, “ben tüccar değil öğretmenim” der özel okulun sahibine. Babacanlığı, güler yüzü, kendini adamış oluşu büyüler seyirciyi, alabildiğine haylaz ve hatta yaptıkları şakalarla oldukça acımasız olan Hababam’ı dize getirir, filmlerin sonu seyircinin göz pınarlarını harekete geçiren hazin bir duygu selidir. Peki, gerçekte kimdir Mahmut Hoca, onu günümüzün eğitim politikalarının karşısında sembolik bir kahraman olarak telakki edebilir miyiz, ne dersiniz? Kendine özgü diyemeyeceğim ödün vermez kuralları vardır Mahmut Hocanın. Kopya çektirtmez, sigara içirtmez, ön bahçede top oynatmaz, okuldan kaçmalarına asla izin vermez. İki bilindik cezası vardır Mahmut Hoca’nın, biri aç bırakmak diğeri öğrencileri tek ayak üzerinde durdurmak. Tümü yatılı olan Hababam Sınıfı öğrencilerini yemekhaneye toplar ve onların karşısında akşam yemeğini yer. Diğer ceza türünde tüm Hababam sınıfı okulun bahçesinde tek ayaküstünde dururken diğer öğretmen ve öğrencilere teşhir edilir. Okula yeni gelen, bıyıklarından bile “devrimci” olduğu ayan beyan belli genç öğretmen, Mahmut Hoca’nın karşısına dikilerek “öğrencilerle arkadaş olmak” ister. Ancak öğrencilerin zalim şakalarıyla burnu sürtülen “devrimci öğretmen” filmin sonunda Mahmut Hoca’nın müritleri arasına katılır. Okulun sahibi bir icra takibatı nedeniyle okulu tahliye eder, Mahmut Hoca’nın “okul her yerdedir” sözünü hatırlayan öğrenciler okulu ormanın içine taşırlar. Nedir; Adile Naşit’in canlandırdığı okul hizmetlisi Hafize Ana, ormanda kurulan “alternatif okula” kilise çanı minyatürü, otoritenin sembolü mobil el zilini de taşır, aslında ideolojik anlamda ormana götürmedikleri tek şey okulun duvarları ve çatısıdır.

Eğitime ait sorunları sayıp döktüğümüz pek çok durumda iki tür tepkiyle karşılaşıyoruz. Birincisi “burası Türkiye, bizden bir cacık olmaz” diyen bir dil; bu söyleyiş tarzı bazen bir yorgunluğun işareti olsa da, çoğu kez cahil ağızlarda geleceğe ilişkin bir ihanete dönüşüyor. Diğeri en az birincisi kadar çıkmaz sokakta, “ülkenin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik, siyasi konjonktürden” dem vurarak tüm sorunların olası bir devrimden sonra çözülebileceğini iddia eden atalete götüren bir dilden söz ediyorum. “Burası Türkiye” diyenlerle, tüm umutlarını birilerinin yapacağı devrime bağlayanları bir kenara bırakıyorum o halde.

Yazmaktan klavyeler eskittiğimiz ülkemiz eğitim sistemi üzerine “ne yapmalı” sorusu karşısında çoğumuz duraksıyoruz. Bazılarımız son çare olarak özel okulları savunuyor. Ekonomik olanakları elverenler çocuk yürümeye başlar başlamaz yurt dışında okutma planları yapıyor. Nesin Matematik Köyü benzeri çok başarılı ancak tüm sisteme alternatif olması mümkün olmayan modelleri savunanlarımız da var. İşte tam bu noktada, yakın bir zaman önce nefes kesen bir projeyle tanıştım: BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN. Eleştirmekten, sızlanmaktan usanmışlarınız varsa sizi yazının devamına alıyorum, buyurun devam ediyoruz.

Proje, 2009 yılında bir dernek olarak şekilleniyor, adı Başka Bir Okul Mümkün (BBOM). Birkaç temel ilkeden yola çıkıyorlar, ilkeler basit ve son derece sade. Zaten ortaya çıkan eğitim modelinin en güçlü noktası da basitlik ve sadeliği. Hedefleri açık; alternatif bir okulun mümkün olabileceğini böyle bir okulu yaparak, kurarak, işleterek göstermek. İlk temel ilke, özgür finansman. Derneğin kurulduğu illerde kooperatifler kurmaya başlıyorlar. Kooperatifler yolu ile elde ettikleri tüzel kişilik ve özgür finansman ile okullarını kurmaya hazırlar. Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) kooperatifleri oldukça yol almış durumdalar. İlk faaliyete geçen okul Bodrum’da Mutlu Keçi İlkokulu, proje olmaktan çıkmış eğitime de başlamış bulunuyor. Ankara’da Meraklı Kedi İlkokulu gelecek eğitim dönemi için gün sayıyor. İzmir yer sorununu çözer çözmez harekete geçmeye hazır, yerel yönetimlerin ilgililerinden ilgi bekliyorlar. Kaş, Çanakkale, Bursa, Antalya, Eskişehir’de sivil inisiyatifler ve gönüllüler var güçleriyle çalışıyorlar.

Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifleri bir yandan okullarını açmaya çalışırken öte yandan kendilerini tanıtmaya, kooperatiflerine yeni üyeler kazandırmaya, yerel yönetimlerden destek sağlamaya uğraşıyorlar. Üstelik bütün bunları temel ilkelerinden ve özellikle “özgür finansman” dan ödün vermeden gerçekleştirme çabasındalar.

Hababam’ın Hafize anasının kilise çanından bozma, otoritenin alametifarikası olan ders başlama zilini yanınıza almadan böyle bir okulu kurmak hiç kolay değil, daha da zor olanı bu okulu işletmek. BBOM, okul binaları için ekolojik bir duruş hedefliyor ve bu amaçla mimari çalıştaylar düzenliyor. Ekolojik duruş, kendini doğanın efendisi olarak görmeyen bireyler yetiştirmek için olmazsa olmaz bir ilke. Okul içi kararlarda, öğretmenlerin zümre toplantısı veya adı bile sevimsiz disiplin kurullarından medet ummayan, demokratik işleyişten öğrenci, öğretmen, veli ve diğer çalışanların doğrudan katılımını hedefleyen okul meclislerini dile getiriyorlar. Hurafelere değil bilime dayalı bir eğitimi, hayata sımsıkı bağlı entegre bir öğretim modelini sorguluyor ve uygulamaya hazırlanıyorlar. Eşitlik, dayanışma, toplumsal adalet ve duyarlılık, farkındalık, özgürlük, empati kurma, sorgulama becerilerinin geliştirilmesine dayanan, akademik başarı bataklığına sapmamış alternatif bir eğitim modelinin mümkün olduğunu göstermek için BBOM gibi kollarımızı sıvamanın vakti gelmiş görünüyor.

Hababam Sınıfı’nın babacan Mahmut Hocası iktidarın güç ilişkilerini yeniden kurar. Mahmut Hoca, devletin ideolojik aygıtlarının bir insan vücudunda sembolize edilişidir. Kendi güç ve otoritesini kabul ettirebilmek için sempatik, hoşgörülü, babacan, yardımsever, fedakâr ve zalim olabilir. Mahmut hocalarıyla hesaplaşamayan resmi veya özel okulların, çağdaş veya alternatif eğitim iddiaları da koca bir palavradan ibaret kalır. Başka Bir Okul Mümkün Projesi ertelenmiş hayallerimizi bugüne taşıyor, umutluyum, onları siz de tanıyın, umut ve hayallerini seveceksiniz.