Başkan-Şef-Reis-Han-Hakan-Kağan-İmparator-Padişah-Şah-Kral-Tiran-Satrap…

Piyonları saymazsanız hareket kabiliyeti, savunma ve saldırı gücü açısından satranç tahtasının en zayıf taşı şahtır. En güçlü olanı ise vezir ama vezirin kaybedilmesi oyunu sonlandırmaz, hatta bazı durumlarda vezirin feda edilmesi ile oyunu kazanmak veya üstünlük sağlamak mümkündür. Şahın bu sınırlı yeteneklerine karşılık kaybedilmesi (mat) durumunda oyun biter. Anlayacağınız satranç oyununda şah “tanrısal” rolüne karşın ciddi olarak sınırlandırılmış bir kabiliyete sahiptir. Satranç oyununun binlerce yıllık gelişimine, kökeninin Asya sarayları oluşuna, oyun kurgusunun döneminin savaş stratejilerini taklide dayanmasına bakarak şaha verilen bu “sınırlandırılmış iktidarın” tesadüf olmasının mümkün olmadığını kolayca söyleyebilirim.

satranc-kurallari_646x340

Kuzey Amerika ova Kızılderililerinin en önemlilerinden birisi de Siyular’dır. Kuzey Amerika kızılderilileri hakkındaki bilgileriniz western filmler ve çizgi romanlardan ibaretse, muhtemelen kabile yönetim şekilleri üzerine bir fikriniz yoktur, bildiğinizi sandıklarınız da külliyen hatalıdır. Sanılanın aksine kabilenin bir değil iki reisi olur, savaş reisi ve barış reisi. Savaş kararı bir tür yaşlı/bilge kişilerden oluşan bir kurul tarafından alınır. Savaş boyunca kabileyi savaş reisi yönetir. Yaptıklarında ve kararlarında kurula karşı sorumlu olsa da savaş boyunca mutlak yetkilere sahiptir. Nedir, savaş biter bitmez görevini barış reisine devreder ve sıradan bir avcı/savaşçı rolüne geri döner. Siyular ve diğer pek çok Kuzey Amerika Kızılderili kabilelerinin kurdukları yönetim biçimi, tek bir kişinin mutlak yetkilerle donatılmasını engeller özelliklere sahiptir.

running-antelope-hunkpapa-lakota-1872

Yüzyıllar boyunca hükmettikleri ülkeleri mutlak bir yetkiyle yöneten krallar tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlanmıştır. Az buz değil, tanrı bu, onu temsil eden bir kişinin yetkilerinin kısıtlanması kimin haddine, öyle değil mi? Nedir, daha 1215 yılı gibi erken bir dönemde İngiltere Kralı Yurtsuz John, Magna Carta antlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Magna Carta ile Yurtsuz John, baronlar üzerindeki yetkilerinin kısıtlanmasını kabule zorlanmıştır. Kral John’un imza töreni bittikten sonra Magna Carta belgesinin üzerinde tepindiği rivayet edilse de, sonuç olarak, onun yetkisi sınırlanan ilk kral olması gerçeğini değiştirmiyor.

a_chronicle_of_england_-_page_226_-_john_signs_the_great_charter

Mikado bildiğiniz gibi Japon imparatorlarına verilen bir unvan, yüce kapı anlamına geliyor. Japonya’nın geleneksel inançlarına göre Güneş Tanrıçası Amaterasu’nun soyundan gelen imparatorlar tanrısal bir statüye sahiptir. Unvanlarının şatafatına bakınca tüm yönetim aygıtının imparatorda olduğu sanılabilir. Nedir, sekizinci yüzyıldan beri Japon imparatorlarının gücü semboliktir. 1867 yılına dek Japonya, bir tür askeri diktatör olan “Şogun” tarafından yönetilmiştir. 1867 yılında Tokugawa Yoşinobu’nun şogunluktan feragat etmesiyle yetki yeniden imparatora geçmiştir. Bu dönem Japonya’nın feodal rejimden pazar ekonomisine geçiş dönemi olmuş, samurayları tasfiye eden yeni ticaret burjuvazisi bir oligarşi oluşturmuştur. Ülke yönetiminin oligarklara geçişiyle beraber imparatorlar sembolik ve ruhani rollerini sürdürmüştür.

tokugawa-ieyasu-h

Arap coğrafyacı ve gezgini İstahri 919 yılında gözlem ve incelemelerini yazdığı kitabında Hazar Hanlığında hükümdarın tahta çıkarılışına ait “seremoniyi” şu satırlarla anlatıyor.

Kağanı tahta çıkarmak istedikleri zaman boynuna ipek bir ilmik geçirip, soluksuz kalıncaya kadar sıkıştırıyorlar. Sonra soruyorlar ona: “Ne zamana kadar hüküm sürmek istiyorsun?” O zamana kadar ölmemişse, günü gelince öldürüyorlar.

İnsanın kulağına pek de inanılır gibi gelmiyor. Ancak İskoçyalı sosyal antropolog James Frazer 1917 yılında yazdığı kitapta Hazarların süresi dolan hükümdarlarını öldürme geleneğini anlatıyor. Tahta geçecek hükümdarın gırtlağını sıkma uygulamasının Göktürklerde görülen bir başka versiyonuna da Fransız antropolog St. Julien’in 1864 yılında yazdığı bir eserinde rastlıyoruz:

“Yeni bir başkan seçileceği zaman subayları ve hizmetkârları onu bir ata bindiriyorlar. Boynuna ipek bir kurdele geçirip sıkıyorlar, ama boğulmasına sebep olacak kadar değil. Sonra ilmiği biraz bollaştırarak ısrarla soruyorlar: Sen kaç yıl hanımız olabilirsin? Kral zihni karışık olduğu için bir sayı söyleyemeyince, adamlar onun yerine karar veriyorlar ve bu kararlarını, kralın az önce istemeyerek ağzından çıkan ses ve sözlerin gücüne dayandırarak, yönetiminin kısa mı, yoksa uzun mu olacağını saptıyorlar.”

Hükümdarların vücudunu “tanrı” için geçici, fani bir konak olarak kabul eden bir toplumsal kültürün, hükümdarın kutsallığını sürdürebilecek daha genç bir beden aramasını anlaşılabilir buluyorum. Nedir, hükümdarın süresi sonunda öldürülmesi geleneğinin altında yatan motif ne olursa olsun, yöneticinin mutlak yetkisi üzerinde sınırlayıcı bir etkisi olması kaçınılmazdır.

Zaman, döküleceği denizin bilinmediği sonsuz bir nehir gibi akar durur. Tarih bilimi, nehrin getirdiği taşları, bitkileri, börtü böceği, hatta suyun bileşimini, ısısını, köpüklerini inceleyerek, geçmişi anlamaya bilmeye çalışır. Diyeceğim odur ki, insan toplumları çağlar boyunca devinip durmuş, beğenelim beğenmeyelim kendi yatağında diyalektik bir gelişim göstermiştir. Geçmişten günümüze taşınan bilgi kırıntılarından birkaçını sizinle paylaştım bu yazımda. Görüyoruz, insan toplumları, matematiksel bir kesinlik içinde iktidarın gücünü bir şekilde sınırlandırmanın yolunu daima bulmuştur. Bir ülkenin başına başkan, reis veya her ne getirecekseniz getirin, onun mutlak yetkesini arttırmaya çalışmak, nehrin amansız akıntısını gerisin geri çevirmek, diyalektiğin şaşmaz ibresi ile alay etmek anlamına gelir. Zamanın sonsuzluğu içinde, tek bir an için olsun bunu başarabildiğini sanan kafalar ve küf tutmuş zihinler var olmuş ve hatta onlar Adolf Hitler, Benito Mussolini, Saddam Hüseyin isimlerini de taşımış olabilirler. Nedir, insan toplumları er veya geç, insanın insana hükmetmesinin olanaklı olmadığı bir dünya düzeni kurmaya yoğrulmuştur, heveslilerinin bilgisine sunulur.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s