Suriyeli hamile kadını kaçıran, tecavüz eden, öldüren katilleri kim azmettirdi?

Suriyeli hamile bir kadın evi basılarak kaçırılıyor. Yanında 10 aylık da bir bebek var. Kadına tecavüz ediliyor; 10 aylık bebek boğularak, hamile kadın başı taşla ezilerek öldürülüyor.

Hemen söyleyeyim, katiller Suriyeli değil. Eğer tersi olsaydı, yani katiller Suriyeli olsaydı ne olurdu sizce. Söylemeye dilim varmıyor ama sosyal medya “idam istiyoruz, Suriyelileri istemiyoruz” cayırtılarıyla inler, ülkenin dört yanında “Suriyeli karşıtı” gösteriler yapılır, savunmasız yakalanan Suriyeli mülteciler çok ciddi saldırılara uğrardı.

Türkiye, Suriye İç Savaşı nedeniyle meydana gelen mülteci krizini doğru yönetememiş, mültecileri siyasi rant ve uluslararası politika malzemesi olarak görmüştür. Dünyanın hiçbir yerinde bir ülke nüfusunun % 5′ i büyüklüğünde bir kitle, o ülkeye monte ettirilmeye, içinde eritilmeye çalışılamaz. Böyle bir politikanın tehlikeleri “insan hakları, hümanizm, din kardeşlerimiz, geleneksel misafirperverlik” mavallarıyla örtülemez, nitekim örtülememiştir. Farklı sağlık, eğitim, kültür, sosyal gereksinim, kültür, dil, gelenekten gelen insan topluluklarının doğal yollardan ve kendiliğinden birbirine uyum sağlayacaklarını sanmak veya savunmak saf dillilikten öte bir aymazlık hatta art niyet taşır.

Üç milyonluk bir nüfusu göçe zorlayan bir savaşın yükü, sınır komşuluğundan öte hukuku olmayan bir ülkenin, Türkiye’nin sırtına yüklenmiştir. Oysa sorun küreseldir ve çözüm küresel çapta aranmış olmalıydı. Özcesi şudur; sorunun sebepleri, boyutları, emperyalizmin Ali-Cengiz oyunları ne olursa olsun, ülkemize can havliyle sığınan mültecileri günah keçisi ilan etmek en hafif deyimiyle ırkçılıktır.

Bilmek için müneccim olmaya gerek yok, bugün trafik ışıklarında dilenen 6- 12 yaş çocuklar, on yıl sonra boğazlarına kadar uyuşturucu ticaretine, fuhuşa, hırsızlık ve cinayet şebekelerine batmış olacaklar. Nedir, Alman Neonazilerinin “Turken Raus” veya “Auslander Raus” sloganlarının analoğu olan “Suriyelileri istemiyoruz” zırıltısı, önümüzdeki yıllarda başımıza gelecek olan şiddet dalgasını önlemediği gibi daha da arttıracaktır. Toplumbilimin kuralları şaşmaz bir ibre gibi aynı noktayı işaret eder: Nefret dili ve şiddet aynı kaynaktan beslenir ve biri diğerinin varoluş nedenidir.

Önce sosyal medyada başladı; “Suriyeli gençler üniversitelere sınavsız giriyor, hastanelerde özel hasta olarak bakılıyor, ilaç katkı payı vermiyorlar, ülkelerinde savaştan kaçtılar bizim ülkemizin deniz kenarlarında keyif sürüyorlar, Türk vatandaşı kimliği aldılar ve oy kullanıyorlar, hepsine bilmem kaç bin lira para veriliyor, kadınları taciz ediyor/hırsızlık yapıyorlar.”  Arkasını ırkçılığa dayayan nefret dili, doyma merkezi tahrip olmuş bir etobura benzer. Yiyecek bitinceye veya yemekten patlayıncaya kadar yemeyi sürdürür. Suriyeli kadınlar “Allah’ın emriyle” ve imam nikâhıyla satılmaya, Suriyeli çocuklar, erkekler ise ekmek parasına en pis işlerde çalıştırılmaya başlandı. Suriyeli pisti, tembeldi, kokuyordu, her türlü fitne fücur onlardaydı. Alman Neonazilerinin Türkler için uygun gördüğü tüm sıfatlar Suriyeli mülteciler için kullanıldı. Ardından Suriyelilerin oturduğu yerlere fiziksel saldırılar başladı; mahallenin namusunu, terbiyesini, güzelliğini, tertip ve düzenini, kendi halindeliğini “savunan” bıçkın delikanlılar taşlar, sopalar ve ateşle donanmış olarak sahneye çıktılar. Sanatçı, yazar, akademisyen bozuntusu kimilerinin “ülkemde Suriyeli istemiyorum” deyişleriyle ateş büyüdü, sosyal medyada Suriye düşmanı etiketler zirveye yükseldi.

Suriyeli hamile kadını ve yanındaki 10 aylık bebeği kim öldürdü? Ah, yakalandılar demek, suçlarını da itiraf etmişler, ağırlaştırılmış müebbet hapis onları bekliyor değil mi? Sahiden olayların böyle geliştiğine inanıyor musunuz? O zaman bir soru daha soracağım. Katilleri kim azmettirdi? Biliyorsunuzdur, bizim ceza yasamızda azmettiren de suçu işleyenle aynı cezaya çarptırılır. Üzgünüm, azmettirenler hiç yakalanamayacak, aramızda gezmeye devam edecekler. Kim mi onlar, biliyorsunuz, tanıyorsunuz onları. Yakalanan katilleri linç ederek, idamını isteyerek delilleri ortadan kaldırmak isteyenler, “Suriyeli mültecileri istemiyoruz, ülkelerine geri dönsünler, bir elleri balda bir elleri yağda bizim sırtımızdan geçiniyorlar, pisler, kokuyorlar, tembeller, korkaklar, aşağılıklar” diyerek Suriyeli mültecilere cephe alan herkes, hamile kadının ve on aylık bebeğin ölümünden sorumludur, azmettiricisidir. Haddizatında faşizm de, bu azmettirici zihniyetin iktidara gelmiş halidir.

Suriyeli hamile kadını kaçıran, tecavüz eden, öldüren katilleri kim azmettirdi?” üzerine bir düşünce

  1. Geri bildirim: Seçim hayhuyunda gözümüzden kaçanlar | Doğan Alpaslan Demir

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s