Emir Timur, Nasreddin Hoca ve Fazıl Say

screenshot3

Biat kültürüyle sarmalanmış, güce tapan bir ülkede yaşayan, yetişen biz Türkiye insanlarının iktidar karşısındaki ilk tepkisi aklımızla değil reflekslerimizle belirlenir; siyasi görüşlerimizin bu anlık tepkileri yönetmekteki rolü yok denecek kadar azdır.

DAD

 

Ankara Savaşı’nda[i]Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt’ın ordusunu ezip geçen Moğol hükümdarı ve Timur İmparatorluğu’nun kurucusu Emir Timur’u[ii]biliyor olmalısınız. Timur’un zalim, kan dökücü, geçtiği yerlerde kestirdiği kafalardan kuleler bırakan kıyıcı bir hükümdar olduğu malumunuzdur. Tarihçilerin aynı dönemde yaşadıklarına ihtimal vermedikleri Emir Timur ve Nasreddin Hoca’ya ait pek çok fıkra mevcuttur. Tarihsel gerçeklikleri şüpheli de olsa Anadolu sözlü kültürüne ait bu hikayeciklerin çok değerli oldukları kanısındayım. Bu hikayeciklerden birini, mizahi aslına sadık kalmak kaydıyla yeniden kaleme aldım, başlıyoruz:

Emir Timur Ankara Savaşı sonrası ordugahını Akşehir yakınlarında kurmuştur. Moğol ordusunda bulunan zırhlı savaş filleri[iii]yöredeki köylere bakılması amacıyla dağıtılmıştır. Köylüler karınlarını zor doyuruyor, fil dağ gibi bir hayvan; bakması, beslemesi çok müşkül, yoksul köylülerin beli bükülmüş, elleri böğürlerinde kalmışlar. Fillerden biri de Nasreddin Hoca’mızın köyünde bulunuyormuş. Bir Cuma namazı sonrası köylüler toplanmışlar; her sözü alan baktıkları filden yanıp yakınıyor, Timur’un zalimliğinden, kıyıcılığından ve kendilerine yüklediği bu ağır yükün haksızlığından şikâyet ediyorlarmış. Timur’a atıp tutan köylüler birbirlerini de gaza getirip bir heyet oluşturmaya ve dertlerini anlatıp fili köylerinden geri alması için Moğol hükümdarına ricada bulunmaya karar vermişler. Heyete seçilenler arasında Hoca Nasreddin de bulunuyormuş. Bizim heyet güneş doğarken yola koyulmuş, öğle vakti Timur’un ordugahına varmışlar. Timur’un debdebeli çadırına geldiklerinde kapıdaki görevlilere görüşme isteklerini söylemişler. Biraz sonra çadırdan Timur’un “Gelsinler bakalım, dertleri neymiş dinleyelim” diye gürleyen sesini duymuşlar. Koca Moğol hükümdarı Emir Timur bu; kestirdiği kafaları saymaya insan ömrü yetmez. Heyetteki köylüler korkudan titreyerek, Nasreddin Hoca’yı arkasından usulca itekleyerek çadıra sokmuşlar, sonra da artlarına bile bakmadan kaçmışlar oradan. Hoca bir anda kendini tek başına, ayakları korkudan tutmaz halde Emir Timur’un karşısında bulmuş. Timur yeniden gürlemiş:

-Anlat bakalım, nedir sıkıntınız, yoksa bakmanız için verdiğim filin başına bir iş mi getirdiniz?

Nasreddin Hoca göz ucuyla bir kez daha ardına bakmış, heyetteki atıp tutan köylülerden hiçbiri yok ortalıkta. Ezilip büzülmüş Hoca Nasreddin, tespih böceği gibi dertop olmuş, can korkusuyla titreyen sesiyle cevap vermiş Timur’a:

-Sultanım, biz kulların verdiğiniz filin bakımından memnunuz, gönlünü hoş, karnını tok tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. Lakin hayvan yalnızdır, belli ki canı sıkılmaktadır, hani diyoruz ki, bir fil daha verseniz de birbirlerine arkadaş olsalar.

 15. yüzyıl başında fotoğraf makinası olsun çok isterdim; Timur karşısındaki Nasreddin Hoca ile, Cumhurbaşkanı’nın karşısındaki Fazıl Say’ın fotoğraflarını yan yana koyup yorumlayaydık. “Fazıl Say tarihe bu fotoğrafla geçecek” diyenler aynı yorumu Nasreddin Hoca için nasıl yapacaklardı çok merak ediyorum doğrusu.

“Sanatçının duruşu, tarih ve toplum karşısındaki sorumluluğu” sözleri kulağa çok hoş geliyor; nedir, “sanatçı” sıfatını verdiğimiz insanların çok büyük bölümü kendilerini tarihe veya topluma sorumlu hissetmemiş, hatta çoğunluğu insanlardan izole, toplumdan kopuk ve uyumsuz hayatlar sürdürmüşlerdir. Üstelik sürdürdükleri bu hayatlar her zaman “onurlu, edepli, namuslu, devrimci” falan olmamıştır. Kanımca, dünyanın gelmiş geçmiş en önemli şairlerinden biri olan Arthur Rimbaud şiir yazmayı bıraktıktan sonra silah kaçakçılığı dahil her türden pis işe bulaşmış, ölüm yatağında bile alacaklı olduğu paraları sayıklamıştır. Yaptığı besteleri dinlerken kendimizden geçtiğimiz Bach, mektuplarında biraz daha fazla kişinin ölmesini istediğini ve bu sayede kilisede org çalarak üç beş kuruş para kazanmayı ümit ettiğini yazmıştır. ABD’li şair Ezra Pound dünya şiirine armağan ettiği güzelim kantoların üzerine 2. Dünya Savaşı yıllarında faşist Mussolini’yi ve Nazileri desteklemiştir. İtalyan şair ve sinema yönetmeni Pasoli’nin karıştığı “karanlık işler” hala tam olarak aydınlatılamamıştır. 80 yaşındayken Nazileri destekleyen ünlü Norveçli yazar Knut Hamsun’un Göçebe ve Açlık romanları dünya edebiyatının başyapıtları olmaya devam etmektedir. Ölüm korkusuyla Engizisyon mahkemesinde dünyanın dönmediğini “itiraf eden” Galileo’nun buluşu elinden alınmamış, “ödlekliği” bilim insanı yanının önüne geçmemiştir. Salvador Dali’den de bahsedebiliriz; gençlik yıllarında anarşist, Marksist, Troçkist olan ressam, İspanya İç Savaşı sırasında Faşist Franco’yu desteklemiştir. Örnekler uzayıp gider ama yeterlidir sanıyorum.

Sosyal medyada Fazıl Say’ın Cumhurbaşkanı karşısında duran fotoğrafına yapılan eleştirileri[iv]görünce, “Fazıl Say Sierra Maestra dağlarında kızıl yıldızlı Che Guevara beresi takan bir gerilla lideriydi de benim mi haberim olmadı?” diye sorasım geldi. Bu adam, piyano başına geçtiğinde devleşen, biraz kambur ve sosyal ilişki becerileri düşük bir müzik sanatçısı. Nasıl ki günümüzde Nasreddin Hoca’yı Timur karşısında tespih böceği gibi büzülmüş haliyle hatırlamıyor, onu Anadolu sözlü halk kültürünün mizah virtüözü olarak tanıyorsak, Fazıl Say’ı da gelecekte yaptığı müzikle hatırlayacağız. İlerde bir gün milletvekili, halk önderi, parti veya belediye başkanı olmaya kalkarsa ağzının payını verebilirsiniz ama şimdi hepimize düşen, yaptığı müziği ayakta, ellerimiz kızarana dek alkışlamaktır.

 

 

 

DİPNOTLAR

 

 

[i]20 Temmuz 1402.

[ii]Timur, Cengiz Han soyundan gelmediği için “Han” unvanı yerine askeri yönetici anlamındaki “Emir” unvanını kullanmıştır. 1336- 1405 tarihleri arasında yaşamıştır.

[iii]Timur’un ordusunda 32 zırhlı savaş fili olduğu kaydedilmiştir.

[iv]Fazıl Say’ı acımasızca eleştiren, onun topluma ve tarihe karşı sorumsuzca davrandığını, bu nedenle onun konserlerine artık gitmeyeceğini, tarihe ise bir iktidar yalakası olarak geçeceğini söyleyen “arkadaşlarıma” bir çift lafım olacak: Bir kamu kurumunda, fabrikada, özel bir şirkette veya kendinize ait bir işte çalışıyor olmalısınız. İşiniz gereği olarak karşınıza genel müdür, patron, vali veya vergi müfettişi vb. çıktığında, haksız yere fırça yediğinizde, mobbingle karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz, nasıl davranıyorsunuz bilmek ve görmek isterim. Biat kültürüyle sarmalanmış, güce tapan bir ülkede yaşayan, yetişen biz Türkiye insanlarının iktidar karşısındaki tepkilerimiz aklımızla değil reflekslerimizle belirlenir; siyasi görüşlerimizin bu tepkileri yönetmekteki rolü yok denecek kadar azdır.

7 Comments

  1. Salih G.

    Bravo. On numara bir yazı olmuş. Ama biliyorsunuz akılları pazara çıkarmışlar herkes kendi aklını almış. Bazıları yazınızı nereleriyle okudularsa artık yine aynı zırvalıklarını söylemeye devam ediyorlar. Ama harika yazmışsınız, anlayanlara büyükboy tencere kapağı olsun.

    Liked by 1 kişi

  2. Didem Aksoylu

    Medyadaki Fazıl Say tartışmalarına ait hemen bütün yazıları okudum. Bu konudaki en yetkin yazının size ait olduğunu rahatlıkla söylemeliyim. Sizi Fazıl Say için önerdiğiniz gibi ayakta alkışlıyorum.

    Liked by 1 kişi

  3. Anonim

    Doğan bey, toplumlar hak ettiği yönetime layık derler ya bizimki de o. Bir toplumda üretimin düşünmenin ve moralin kaynağı mizah ve sanattır. Sanatçılar günün koşullarına uymayan aykırı karakterleri sayesinde yaratıcı ileri düşünen hayal eden kişilerdir. Bundan dolayı mümkün olduğu kadar siyasi ekonomik ve hatta günlük geçim koşullarından özgür olmalı. Ne kadar özgür olurlarsa o kadar üretici olurlar.
    Hiç sevmediğim İngiltere’yi bu açıdan kıskanırım. Üreten çalışan kim olursa olsun sınırsız destek götürüyor. Hiç bir ayırım yapılmıyor.
    Var olmanın dayanılmaz hafifliğinde olduğu gibi sanatçıları bilim adamlarını geçim derdine sürükler açlığa yok olmaya mahkum edersen biat eden toplum bir gün ezberi karıştırır tavafı bırakıp Şeytan taşlanaya başlar.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s