30 Ağustos öncesi gelen bir kitap kolisinden esinle…

Kargoyla gelen bir kitap kolisini açmanın mutluluğu nasıldır bilir misiniz? Eşsizdir, benzer bir duyguyu çok ender tadarsınız, tabii okumayı seviyorsanız. Okumayanlar, okumayı sevmeyenler bu satırları da okumuyorlar nasılsa. Fotoğrafı dün gelen kitap kolisini açtıktan hemen sonra çektim. Önce sosyal medyada paylaşıp paylaşmamakta tereddüt ettim. Çünkü eminim, kitapların adlarına, konularına ve yazarlarına bakarak siyasi çizgim, edebi beğenilerim vb. konularda feci ve tümden hatalı yorumlar yapanlar olacaktır. … Okumaya devam et 30 Ağustos öncesi gelen bir kitap kolisinden esinle…

Karakoncoloslar n’etsin seni

Çoğunuz görüyor, okuyor ve kaygıyla izliyorsunuzdur. Ülkemizin içine girdiği derin girdabın şiddeti arttıkça sosyal medyanın nefret dili de sertleşiyor. Gördüğüm odur ki sosyal medya yorumlarını, paylaşımlarını okuyunca bırakın umutsuzluğa kapılmayı, akıl sağlığımızı korumakta zorlanır hale geldik. Vahşi, kara cahil, nobran, saldırgan, nefret kusan, her an patlamaya hazır, tahammülsüz insanlarla çevrildiğimiz kuşkusu yaşıyorum. Benimle benzer duygular yaşayanların sayısının da fazla olduğunu ama fikirlerini söylemeye korkar halde … Okumaya devam et Karakoncoloslar n’etsin seni

Kan Pornosu

Malum videoyu izlemedim, izlemeyi de reddediyorum[i]. Böylesi bir şiddetin görsel/işitsel medya aygıtlarıyla paylaşılması, bu görüntülerin ve seslerin toplumun büyük bir bölümüne ulaştırılması kan pornosudur.  35 yıllık tıp doktoruyum, 6 yıl tıp eğitimi, eder 41 yıl. Kanlı şiddet olaylarının sonucu olan yaralanma ve ölümlerin aklınıza gelebilecek her türüyle karşılaştım. Yine de 2011 Ekim ayında Habertürk[ii]gazetesinin sürmanşetinde, sırtından bıçaklanan çıplak bir kadının buzlanmadan, sırtında bıçakla yayınlanmış fotoğrafını … Okumaya devam et Kan Pornosu

“Kundakçıyı” siz de paylaştınız mı?

İki yıl önce yazmıştım, içerik farklıydı ama tema aynıydı; sosyal medyada sorumsuzca yapılan paylaşımların ve bunun yarattığı bilgi kirliliğinin ideolojik bir aygıt olarak kullanıldığının altını çizmiştim[i]. Aşağıda linkini verdiğim “İnanç objelerinin yerini almaya hazırlanan bir “yeni dünya düzeni bilgisi” gelişiyor, geliştiriliyor” başlıklı yazımı okumanızı öneririm. Bugün aynı tema, farklı bir içerikle, orman yangını “kundakçısı” olarak çıkıyor karşımıza. İzmir’de günlerdir devam eden yangınla ilgili olarak gazete … Okumaya devam et “Kundakçıyı” siz de paylaştınız mı?

İSTANBUL DEPREMİ VE II. ABDÜLHAMİT

Yazının başlığına bakıp 30 yıl içinde %70 olasılıkla meydana gelebilecek ve bir milyon insanın ölümüyle sonuçlanacak İstanbul depremi üzerine yazdığımı; yazının sonunda da allem kallem edip Abdülhamit’e bağlayacağımı düşündüyseniz yanıldınız.. Bu yazımı II. Abdülhamit’in saltanatı döneminde, 10 Temmuz 1894 yılında meydana gelen depremi anlatmak üzere kaleme aldım. Marmara depreminin 20. sene-i devriyesinde birbirinin aynısı veya benzeri yazılara “üzgün emojisi” koymaktan gına gelen okurlarım için yazdım. … Okumaya devam et İSTANBUL DEPREMİ VE II. ABDÜLHAMİT

500 Facebook arkadaşı aranıyor: Grotesk bir manifesto

  Yazının başlığına bakıp, gözlerinizi belertip “Bu ne şimdi?” diyeceksiniz, demeyin lütfen. Facebook[i] ekosisteminin zift ve lağım karışığı ilişkilerine manifesto türünden bir isyanı en etkili şekilde verebilmek kaygısıyla çıktı bu başlık ortaya. Buyurun, başlıyoruz.   Fenomen Bu yazının kaleme alınmasından iki gün önce[ii]Asena D. adını kullanan bir Twitter kullanıcısı, iki milyona yakın takipçisi olan Haluk Levent’e hitaben şu mesajı yazmış:  “Abi günlerdir ağlıyorum. 12 yaşındaki kızım … Okumaya devam et 500 Facebook arkadaşı aranıyor: Grotesk bir manifesto