COVID-19: “ŞAKLATMA PARMAĞINI O ZAMAN!”

Aşağıda anlattığım hikayecik internette dolaşan bir Karadeniz fıkrasının uyarlamasıyla ve içinde bulunduğumuz koşulları hicvetmek amacıyla yazılmıştır.

KARADENİZ UŞAĞI COVID’E KARŞI

Hikaye bu ya, milyonlarca insan COVID-19 pandemisi yüzünden öldükten sonra bilim insanları aşı geliştirmeyi başarmışlar. Ama türlü sebeplerden dolayı aşı çok pahalıymış, dünya ülkelerinin çok büyük bölümünün sosyal güvenlik sistemleri aşı bedelini ödemiyormuş. Bu nedenle dünyada yaşayan insanların sadece üçte biri aşıyı yaptırabilmiş. Aşıyı yaptıramayanların kollarında bir sarı bant, boyunlarında ise küçük bir çıngırak taşımaları zorunlu tutulmuş. Bunlara sarı bantlılar deniyormuş ve sosyal toplumdan tümüyle dışlanmışlar. Sarı bantlılar, hastalığa karşı bir süre için bağışıklık geliştirseler bile virüsün her mutasyonu ile alevlenen salgınlarla kitleler halinde ölüyorlarmış.

Bizim Karadeniz uşağı Temel ile Dursun aşıyı yaptırabilen şanslı azınlıktanmışlar. Uzun süren karantina döneminde Temel ve Dursun çok sıkılmışlar ve aşıyı yaptırır yaptırmaz dünyayı dolaşmaya karar vermişler. Aşı yaptırabilenler pasaport, vize gerekmeden dünyanın bütün ülkelerine gidebiliyorlarmış. İlk durak olarak kendilerine Londra’yı seçmişler. Bir akşamüstü yolları kalabalık bir caddeye düşmüş. Bakmışlar, insanlar oluk oluk bir yöne doğru yürüyorlar. Tabii ki aralarında sarı bantlılar yokmuş. Temel çok merak ederek birine kalabalığın sebebini sormuş. Sorduğu kişi Temel’e ünlü bir müzik topluluğunun sarı bantlı çocuklar yararına bir konser düzenlediğini söylemiş. Temel ile Dursun’un yapacak işleri yok, “hadi cidelum, corelim” demişler. Konser başlamış, tüm salon coşkuyla müzisyenlere eşlik ediyorlarmış. Temel ile Dursun sıkıntıdan patlamışlar ama kalabalıktan dışarı çıkmalarına imkan yok. Bir süre sonra müzik aniden durmuş, müzik grubunun ünlü solisti sessizce sahnenin önüne doğru yürümüş, tüm izleyiciler ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş. Salonda çıt çıkmaz olmuş. Solist artistik bir hareketle bir elini mikrofona yaklaştırmış ve iki parmağını şaklatmış. Tüm salon şaşkın, suskun. Solist yeniden şaklatmış parmaklarını. Salonda yere iğne düşse sesi duyulacak. Solist mikrofonu ağzına götürmüş:

-Parmaklarımı niye şaklattım, biliyor musunuz?

Salon sessiz. Solist yeniden şaklatmış parmaklarını:

-Belki bilmiyorsunuz ama ben parmağımı her şaklatışımda yeryüzünde sarı bantlıların bir çocuğu daha COVID-19 aşısı olamadığı için ölüyor. Konserimizin amacı o çocukların hiç değilse bir kısmına aşı yapılması için kaynak bulmak ve farkındalık sağlamak.

Salon şaşkın, duydukları yeni öğrendikleri şeyler değil ama bu şekilde dile getirilmiş olmasından dolayı duygulu bir sessizlik var salonda. Yeniden şaklatmış parmaklarını solist:

-Bakın şimdi bir çocuk daha öldü.

Temel dayanamayıp fırlamış yerinden:

– Goduğumun evladı… Sen de şaklatma parmağını o zaman…

Yazar: Doğan Alpaslan Demir

1961 doğumlu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu tıp doktoru. Uzun yıllar kamuda ve sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptı. 1991 yılından itibaren müstear isimlerle tarih, toplumbilim, bilimkurgu, mitoloji, mobil teknolojiler, halk sağlığı, şiddet ve nefret dili üzerine gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Son beş yıldır yazılarını kendi adıyla yayımlamaktadır. Halen gazete ve dergilerde köşe yazısı, makale, deneme türünde yazılar yazıyor. E-kitap olarak yayınlanmış beş kitabı bulunuyor.

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s