Etiket arşivi: Halk Şiiri

Vehbi Polat (Mihneti) – ŞİİRLİ CUMA

Değerli okurlarım, hepinize ŞİİRLİ CUMALAR diliyorum. Bu hafta için seçtiğim şair, Mihneti mahlasını kullanan Vehbi Polat, 1929- 1993 yılları arasında yaşamıştır.

Vehbi Polat, İlkokulu kendi köyünde okuduktan sonra 1948 yılında Cilavuz Köy Enstitüsünü bitirmiştir. Emekçinin Türküsü isimli yapıtında özgeçmişini şu satırlarla anlatıyor.

“Azık çantasında bir ekmek, bir baş soğan, ya da bir yumurta ile mal-davar peşinde koşan tüm köylü çocukları gibi büyüdüm ben de. İlköğrenimimi köyümün ilkokulunda yaptım. Kars-Cilavuz Köy Enstitüsü’ ne girdim. 1948 yılında öğretmen oldum. 1958 yılına değin Karayazı ilçesinin köylerinde ve merkezde çalıştım. 1959 yılında askerlik görevimi tamamladığımda TOKAT’a bağIı TurhaI iIçe merkezinde sürdürdüm öğretmenliğimi. 1965 yılında Tokat Merkez iIçeye bağIı Ortaköy iIkokulunda görevlendirildim. Dokuz yıl çalıştım bu köyde. Orta öğrenim çağına girmiş olan çocuklarım, kente taşınmamı gerektiriyordu. Bu nedenle verdiğim diIekçeler olumlu karşılanmıyordu. Bu nedenle 2 AraIık 1974 tarihinde emekliye ayrılmak zorunda kaldım”

Emekli olduktan sonra Ankara’da Yenigün ve Vatan gazetelerinde toplumsal sorunlara ilişkin yazılar yazmıştır. Mihneti mahlasını kullanan Vehbi Polat Bektaşi- Alevi halk şiirinin önemli isimlerinden bir şair ve halk ozanıdır. Adını hiç duymayışımızın sebebi Mihneti’nin şiirdeki yetersizliği değil, şiirsiz bir toplum oluşumuzdandır. Mihneti’nin 1978 yılında basılan Emekçinin Türküsü adlı kitap bir daha basılmamıştır.

Toplumun can alıcı yaralarına cesurca parmak basmıştır Vehbi Polat. Eşitsizlik, yoksulluk, emeğin sömürüsü, malı/mülkü koruyan adaletsizlik üzerine yazdığı şiirleri eşsiz bir akıcılığa, lirizme ve yürek coşkunluğuna sahiptir.

Anadolu’nun yüzlerce yıllık Alevi- Bektaşi geleneğini aşure yapma/yeme şenliğine çevirdiğimiz şu günlerde, Alevi- Bektaşi şiirinin güzel ismi Mihneti’yi anmayı boynumun borcu sayıyorum. Mihneti’nin bu hafta için seçtiğim şiiri, ölümünden 25 yıl sonra bile günümüzü nokta atışı tanımlıyor. Eh, bu da şiirin ve şairin gücünden kaynaklanıyor olsa gerek.

“Aşırı uç diye feryad edenler
Sizin yerinizi bir görebilsek
İşi tıkırında geçip gidenler
Bu işin aslını bir sorabilsek

Bu ulus niceki savaş yorgunu
Artırın baskıyı yapın soygunu
Ülke gelirinden bunca vurgunu
Adalet önüne bir serebilsek

Bir yanda kapital bir yanda montaj
Bir yanda ibadet bir yanda şantaj
Doğum kontrolü olmazsa kürtaj
Bu gizli niyete bir erebilsek

Geçim istiyorsun çalış diyorlar
İş verin diyorsun dolaş diyorlar
Aç kaldık diyorsun alış diyorlar.
Ölmeden ayakta bir durabilsek

Kiminiz koç olun kiminiz kırat
Çevirin dümeni sürün saltanat
Çıkarcı soyguncu yobaza inat
O yüce meclise bir girebilsek

Emekçi cephenin hak çabasını
Irgat Mehmed’in çam yabasını
Kurtuluş yılının halk sopasını
Kapıp kafanıza bir vurabilsek

Köylü ozanımın yanık sazına
Devrimci örgütün halkçı özüne
Mihneti gardaşın dostça sözüne
İnanıp da hayra bir yorabilsek”

KAYNAKLAR
1- İsmail Özmen, Alevi- Bektaşi Şiirleri Antolojisi, Cilt 5, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1998.
2- Faruk Güçlü, Ölümünün 23. Yılında Mihneti, http://www.medya14.net/…/olumunun-23yilinda-mihneti-h2538.h… ,12 Temmuz 2016.

Nereden çıktı bu ŞİİRLİ CUMALAR diyenler, okuyunuz lütfen:

https://doganalpblog.wordpress.com/2014/…/05/siirli-cumalar/

 

ŞİİRLİ CUMALAR, Ortadoğu bataklığına itilmeye, nefret diline ve muhafazakâr bir toplum olmaya karşı bir DURUŞdur.

 

Proje adının kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur.

 

 

 

 

Aşık Serdari- ŞİİRLİ CUMA

 

Değerli okurlarım, hepinize ŞİİRLİ CUMALAR diliyorum. Bu hafta için seçtiğim şair Aşık Serdari, 1834-1918[i]yılları arasında yaşamıştır.

Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğmuştur. Asıl adı Hacı’dır. Çocukluk döneminde eşekten düşerek kolu kırılmış, kırığın kaynamaması nedeniyle kangren olmuş ve kesilmiştir. Bu nedenle Çolak Hacı adıyla da tanınmıştır. Gençlik yıllarında Şarkışla kadısının kızını kaçırmış, yakalanmış ve hapse düşmüştür. Birkaç kez evlendiği ve 10 çocuğu olduğu belirtilmektedir. Geçimini çiftçilik ve avcılık ile sağlamıştır. Tek kollu olmasına rağmen halk ozanlığı yanısıra avcılığı ile tanınmıştır.

Aşık Serdari hiç eğitim görmemiş ve okuma yazma bilmemektedir. Şiirlerini dinleyicileri, sevenleri kâğıda aktarmış, birçoğu da kaybolmuştur. Şiirlerinde aşk, ayrılık, gurbet ve yoksulluk temaları öne çıkar. Yaşadığı çağın toplumsal sorunlarını cesurca dile getirmiştir. 1887 yılında yaşanan kuraklığın sebep olduğu sıkıntıları dile getirdiği şiirleriyle tanınmıştır.

Aşık Serdari’nin bu hafta için seçtiğim şiirini beğeneceğinizi umuyorum.

 

“Nesini söyleyim canım efendim

Gayri düzen tutmaz telimiz bizim

Arzuhal eylesem deftere sığmaz

Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

 

Sefil ireçberin yüzü soğuktur

Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur

ineği davarı iki tavuktur

Bundan gayrı yoktur malımız bizim

 

Reçberin sanatı bir arpa tahıl

Havasın bulmazsa bitmiyor pahıl

Tecelli olmazsa neylesin akıl

Dördü bir okkalık dolumuz bizim

 

Benim bu gidişe aklım ermiyor

Fukara halini kimse sormuyor

Padişah sikkesi selam vermiyor

Kefensiz kalacak ölümüz bizim

 

Evlat da babanın sözün tutmuyor

Açım diye çift sürmeye gitmiyor

Uşaklar çoğaldı ekmek yetmiyor

Başımıza bela dölümüz bizim

 

Zenginin sözüne beli’ diyorlar

Fukara söylese deli diyorlar

Zemane şeyhine veli diyorlar

Gittikçe çoğalır delimiz bizim

 

Sekiz ay kışımız dört ay yazımız

Açlığından telef oldu bazımız

Kasım demeden buz tutar özümüz

Mayısta çözülür gölümüz bizim

 

Tahsildar da çıkmış köyleri gezer

Elinde kamçısı fakiri ezer

Yorganı döşeği mezatta gezer

Hasırdan serilir çulumuz bizim

 

Zenginin yediği baklava börek

Kahvaltıya eder keteli çörek

Fukaraya sordum size ne gerek

Düğülcek çorbası balımız bizim

 

Serdari halimiz böyle n’olacak

Kısa çöp uzundan hakkın alacak

Mamurlar yıkılıp viran olacak

Akibet dağılır ilimiz bizim”

 

 

KAYNAKLAR

  • 1-Asım Bezirci- Kemal Özer, Dünden Bugüne Türk Şiiri Cilt 1- Halk Şiiri, Evrensel basım Yayın, 2002.
  • 2-İsmail Özmen, Alevi Bektaşi Şiirleri Antolojisi, Cilt 4, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1998.

 

 

Nereden çıktı bu ŞİİRLİ CUMALAR diyenler, okuyunuz lütfen:

https://doganalpblog.wordpress.com/2014/…/05/siirli-cumalar/

 

ŞİİRLİ CUMALAR, Ortadoğu bataklığına itilmeye, nefret diline ve muhafazakâr bir toplum olmaya karşı bir DURUŞdur.

 

 

[i]Doğum tarihinin 1833, ölüm tarihinin 1921 veya 1922 olduğunu belirten kaynaklar da bulunmaktadır.