“Dilerim ışıl ışıl kalırsın hep…”

Bu yazının başlığı Andrey Voznesenski’nin Oza adlı şiirinin bir dizesidir. 

 

Günlerdir “Mutlu yıllar” mesajları yağıyor; e-posta, whatsapp, messenger, SMS mesaj kutularım tıka basa dolu. Sosyal medya arkadaşlarımın birçoğu sayfalarından 2019 yılı için sağlık, mutluluk, barış, para, aşk dileyen mesajlar yayınladılar. Hemen bütün mesajlar birbirine benzeyen emojinler, simgeler, fotoğraflar, gifler ile süslenmiş. Kötü, pis, cıs 2018 gitti; ellenmedik, umutlarla dolu, yepyeni, kirlenmemiş (daha kirletmeye vaktimiz olmadığından) bir yeni yıl geldi, hoş geldin 2019. Bütün bu mesajlara Milan Kundera gibi “Kitch” diyeceğim ama 2019’a “entel” damgasıyla girmek istemem.

Yeni yıl mesajlarına, 2019’a yakıştırılan umutlara bakınca, 1 Ocak günü bir bilinmeze açılacağız duygusuna kapılıyorum; sanki geleceği bilmek mümkün değilmiş gibi. Oysa ne büyük bir yanılgı, hepimiz bal gibi biliyoruz, gelecek bilinebilir!

Geleceğin matematiksel formüllerle hesaplanacağı ve psikotarih adında bir bilim dalı olacağı öngörüsü ünlü bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’a aittir. Yazdığı “Vakıf” serisindeki romanlarda, günümüzden yirmi bin yıl sonra Hari Seldon adında bir matematikçi, psikotarih kuramını ortaya koyar ve kurduğu denklemlerle kuramını kanıtlar. Sizin anlayacağınız, “psikotarih” şimdilik bilimkurgu edebiyatının hayali kavramlarından biridir.

Peki, gerçekten de gelecek bilinmezlerle dolu, karanlık bir sis perdesinin arkasında mı saklı. Hiç de öyle değil, gelecek bilinebilir, bilinebilir, çünkü gelecek bugünün, bugün ise geçmişin içinde saklıdır. Özcesi, yaşadığımız dünyanın tarihini, bugünün toplumlarını ne denli iyi bilebilirsek, geleceği de o denli net olarak bilebilir, daha doğru bir ifade ile öngörebiliriz.

İçinde yaşadığımız Türkiye toplumuna şöyle bir göz gezdirirseniz, 2019 yılından sağlık beklemenin fanteziden ibaret olduğunu görebilirsiniz. Yolda yürürken bir hafriyat kamyonunun altında kalarak kendinizi bir ambulansta veya cenaze arabasında bulma olasılığınızın çok yüksek olduğunu bilmiyor olamazsınız. Artan çevre kirliliği, gıda katkı maddeleri, vb. nedeniyle kanser olma olasılığınızın her geçen yıl biraz daha arttığını bilmiyorsanız nerede yaşadığınızı merak ederim doğrusu. Hadi diyelim ki kanser oldunuz veya hafriyat kamyonunun altından sağ olarak kurtuldunuz; kâbusunuz yeni başlıyor, ülkemiz sağlık sistemi “Parayı verene üflemeli çalgılar orkestrası[i]” olarak çalıştığı için kendinize sağlık yerine “şans” dilemeniz daha uygun olacaktır.

2019 yılı için “barış” mı dilemiştiniz? Vah, vah; acil şifalar diliyorum, hayal kurmak iyidir ama bu kadarı normal değil. Tüm dünya silahlanmaya devam ediyor, ABD Başkanı Trump, Tuzsuz Deli Bekir misali racon kesiyor; Putin desen kümesin horozu gibi dolanıyor. Ortadoğu’ya ve bizim ülkemize hiç girmeyelim, bu yazı bitmez, biterse de “Girdim mapus damlarına…” şarkısını terennüm ederek biter.

2019 için mutluluk da mı istemiştiniz? Hani bir türkümüz var, “Bir of çeksem, karşıki dağlar yıkılır” diyor, mutluluk isteğinizin karşılığı bu türkü. Bir dostunuzla, aile üyelerinizle sıcak bir kahve ve sohbetle, aşık olduğunuz kişiye bir an dokunuşla kendinizi mutlu hissedebiliyor olabilirsiniz ama mutluluk dediğimiz bu değil, bu kadarı değil. Mutlulukta yaşam doyumu vardır; biyolojik, sosyal, psikolojik iyi olma hali vardır; sevgiyle, bilgiyle, üreterek çalışma vardır. Mutluluk haksızlığa uğramayacağınız inancını, adalete duyulan kusursuz bir güveni ve bireysel/toplumsal/sınıfsal eşitliğin varlığını da içerir. Mutlu bir kişinin özgürce seçim yapabilme, fikirlerini ifade etme hakkı vardır ve bu hakkın tek sınırlaması başka bir insanın özgürlük alanının gasp edilmesiyle oluşur. Şimdi sorarım size; 2019 yılında mutlu olma olasılığınız nedir?

Kendiniz için şans da dilemişsinizdir 2019 yılı için. Sözü uzatmanın gereği yok, Bektaşi’ye sormuşlar, “Hocam evin kapısına at nalı asarsak şans getirir mi?” diye. “Hiç sanmam” demiş Bektaşi, “her atın dört nalı var ama akşama kadar kırbaç yiyorlar.”

Kendimiz ve sevdiklerimiz için dilediğimiz her dilek, yaşam hedeflerimizin ideolojik kodlarına tekabül eder. Güçlü ve zengin olana duyduğumuz hayranlık, onların yerinde olmayı düşleyen yaşam hedefleri, diktatör/zalim yetiştiren bir toplum düzeni üretir/üretmiştir. Hepinize yaşam hedeflerinizi, dileklerinizi gözden geçireceğiniz ve yeniden yapılandıracağınız bir yıl diliyorum.

 

 

 

[i]Bu konudaki yazımı okumak isterseniz:

https://doganalpdemir.com/2018/02/15/saglikta-son-durum-parayi-verene-nefesli-calgilar-orkestrasi-2/